Türkiye'den | Avrupa'dan

Ziyaretçi Sayısı


YAZARLAR

TRAKYA’DA SANAYİLEŞME ve ÇEVRE SEMPOZYUMU

Duyurular >>



TRAKYA’DA SANAYİLEŞME ve ÇEVRE SEMPOZYUMU I

SONUÇ BİLDİRGESİ

Trakya'nın bugünü ve geleceği için yapılması gerekenlerin tartışıldığı, bugünkü durumunun saptandığı Trakya'da Sanayileşme ve Çevre Sempozyumu, 3-6 Ocak 1996 tarihlerinde Çorlu'da yapılmıştır. Sempozyuma 64 bildiri sunulmuş ve bu bildirilerde Trakya'nın tarım, orman, sanayi envanteri, yeraltı ve yerüstü su rezervleri, kentsel yerleşimleri ve bu yerleşimlerin gelişme eğilimleri, nüfusları saptanmış, tarımsal alanların, ormanların tahribi, çarpık bir sanayileşmenin ve kentleşmenin bütün sonuçları, yeraltı ve yerüstü kaynaklarımızın hızlı bir kirletilme ve tüketimi sürecinin yaşandığı açığa çıkmış, alınması gereken önlemler sıralanmıştır. Tüm bildiriler ve dolayısıyla öneriler, Trakya için bir başvuru kitabı niteliği taşıyan Trakya'nın Bugünü ve Geleceği için Trakya'da Sanayileşme ve Çevre Sempozyumu Bildiriler Kitabı'nda bulunmaktadır. Fakat bu bildiriler ışığında aşağıdaki genel saptamaların tüm kamuoyunca bilinmesi, tartışılması ve sıralanan önlemlerin hızla alınması gerekmektedir.

GENEL SAPTAMALAR:

1) Trakya, Marmara Bölgesi’nin diğer kesimleri gibi, hızlı bir sanayileşme sürecine girmiştir.

Bu sanayileşme süreci esas olarak bölgedeki iç dinamikle gelişme niteliğini değil, İstanbul ana merkezinin sorunlarının çözülemez noktaya ulaşması sonucu, bu bölgeden özellikle kaynak tüketimi yoğun olan sanayinin göçü niteliğini taşımaktadır. Gerçekten Çorlu ve E-5 Çevresindeki sanayi tekstil ve deri ağırlıklıdır. Bu sanayiye hazır giyimin de eklenmesi beklenmektedir. Türkiye'nin ihracatı için de yaklaşık % 40 paya sahip bu sektörlerin Trakya'ya göçü, İstanbul'un sorunlarının çözümü ve Türkiye'nin ihracat politikası açısından en azından yakın gelecek için önlenemez görünmektedir. Trakya sanayileşme açısından tam anlamıyla İstanbul'un bir Alt Bölgesi durumuna gelmiştir.

2) Sanayinin göç ettiği merkezler hem ulaşım açısından düğüm noktalan olmaları, hem de
tarımsal alanların yoğun olduğu yerler olmaları nedeniyle konut, tarımsal üretim,
depolama, taşımacılık ve diğer kentsel işlevlerle sanayi arasında bir arazi kullanım
yarışmasına konu olmaktadır. Hızla büyüyen bu kentsel merkezlerde, planlı bir
gelişmenin ve yeterli altyapı olanaklarının sağlanamamış olması, sanayinin kendi istemleri doğrultusunda seçtiği alanların sorun alanlarına dönüşmesine yol açmıştır.

3) Trakya toprak yapısı, coğrafi koşulları ve geçmiş birikimleri nedeniyle tam bir tarım bölgesidir. Tarımsal verimlilik, örgütlenme, mekanizasyon, gübre kullanımı v.b. göstergeler açısından Türkiye ortalamasının oldukça üzerinde değerlere sahiptir. Trakya'nın tarımsal potansiyeli ve birikimi, İstanbul'un sorunlarının çözümü için de olsa göz ardı edilemez. Trakya'da tarımsal alanların tahribi tehlikeli boyutlardadır.

4) Trakya'nın Yeraltı ve Yerüstü su rezervleri kapasitesinin üzerinde kullanılmaktadır.
Özellikle Çerkezköy - Çorlu - Lüleburgaz ve Muratlı arasındaki su kullanım oranları da
bunun göstergesidir. Sanayinin bu bölgeye olan yoğun talebi rezervleri hızla tüketmiştir.

5) Trakya Kıyı Şeritleri ikincil konutlarla hemen hemen doldurulmuştur. Daha önce
İstanbul- Tekirdağ arası yaşanan bu olgu, artık Saroz Körfezi, Karadeniz Kıyıları ve diğer
sahil kesimleri için de yaşanmaktadır.

6) Trakya'nın orman ve bitki örtüsündeki değişim Türkiye genelinde olduğu gibi olumsuz
yöndedir. Erozyona karşı mücadele açısından da ağaçlandırma çalışmaları ertelenemez
bir görev olarak durmaktadır.

7) Trakya'da başta sanayi olmak üzere, tarımsal ve evsel kökenli çevre kirliliğinin boyutları da oldukça büyüktür.

Yukarda sıralanan genel saptamaların tümü değilse bile biri ya da birkaçı bir arada Trakya'daki tüm yerleşim birimlerinde gözlenmektedir.

Ek olarak, Trakya'nın geleceği tartışılırken uluslararası gelişmelerin ve özellikle Balkan Politikalarının etkisi göz ardı edilemez. Bu açıdan bakıldığında

1) Gümrük Birliği olgusu, Trakya'yı hem Tarım hem Sanayileşme açısından son derece cazip
bir bölge haline getirmiştir. Trakya'daki tarımsal yapı, Gümrük Birliği sürecine uyum açısından Türkiye'nin en hazır bölgesi durumundadır. Trakya'daki gelişmiş karayolu
olanakları ve bölgenin Türkiye'nin Avrupa'ya açılan kapısı olması sanayinin Trakya'ya
göçünü daha çekici kılmaktadır.

2) Balkanlarda Arnavutluk'ta biten yeni bir otoyolun yapılması ve Balkan Ülkeleri arasında
yoğun bir Ticari ilişkinin koşullarının hazırlanması ve geliştirilmesi tartışılmaktadır. Bu
gelişmeler hem Tekirdağ İl Merkezinin hem de Edirne'nin profilini tamamıyla
değiştirecektir. Özellikle Edirne Uluslararası bir ticaret merkezine dönüşme şansına sahiptir.

Tüm bu saptamaların ışığında aşağıdaki önlem ve önerilerin alınması ve uygulanması gerekir:

1. Trakya'daki tüm bu gelişmelerin olumlu yönde sonuç verebilmesi ve var olan sorunların
çözümü için en önemli adım BÖLGESEL PLANLAMA’ ya geçilmesidir. Bölgesel Plan
ihtiyacı Tekirdağ Valiliği ve D.P.T. dahil, hemen hemen tüm bildirilerde vurgulanmıştır.
Düzenleme Kurulu olarak Makina Mühendisleri Odası tarafından bu talep bir adım daha
geliştirilmiş ve Trakya'daki idari yapılanmanın üzerinde bir BÖLGESEL KALKINMA ve
YAPISAL UYUM ÖRGÜTÜ kurulmalıdır biçiminde somut bir hedefe
dönüştürülmüştür. Bu örgüt, DPT ve DİE gibi merkezi planlama - istatistik birimleriyle,
Hükümet ve Valilikler ile Yerel Yönetimler ile koordineli olarak çalışmalı ve Bölgesel
Planın yapılmasından ve uygulanmasından sorumlu olmalıdır. Bu örgütü,

1) Trakya'daki illerin coğrafi bütünlüğü ve benzer özellikleri,

2) Tüm Trakya'da yaşanan dinamik sürecin hızına merkezi örgütlenmelerin yetişememesi gerekli kılmaktadır. Değişimin hızına merkezi birimlerin yetişememesi olgusu özellikle D.İ.E.' nin sunduğu bildirilerde açığa çıkmıştır. Bu verilere göre Trakya sağlıklı sayılabilecek bir büyümeye sahiptir. 2000 yılında Trakya toplam nüfusunda azalma olacaktır. Aynı biçimde sanayi için sunulan verilerle gerçek arasındaki farklılık ürkütücü boyutlardadır. Bu verilere göre yaşamı yönlendiren bir plan yapılamaz. Bölge için yeni veri toplama yöntemleri geliştirilmeli ve bu veriler D.İ.E., D.P.T. gibi veri işleme ve planlama noktasında son derece yetkin olan kuruluşlarımızla koordineli olarak planlara dönüştürülmelidir.

2. Bölgesel Planlama Örgütü'nün ve Bölgesel Planların temel amacı, ekolojik dengeyi esas
alarak başta tarım ve sanayi olmak üzere tüm sektörler arasında dengeli, sağlıklı ve sürekli
ilişkiler oluşturacak bir kalkınma modelinin oluşturulması ve gerçekleştirilmesi
olmalıdır.

3. Bu plan ya da D.P.T.'nin deyişiyle "İstanbul'un gelişme akslarının ve Marmara Bölgesi’nin
genel sosyo-ekonomik yapısından ve mekansal özelliklerinden de ayrı düşünülemeyen
Trakya Alt Bölgesi Gelişme stratejisi, öncelikle bölgesel ve kentsel ölçekte arazi kullanım
kararları ile bütünleşmiş bir kalkınma modeli oluşturmalıdır."

4. Trakya'ya sanayinin hızlı göçünün yarattığı arazi kullanımı, çarpık kentleşme v.b.
sorunlara karşı bulunan çözüm şimdilik Organize Sanayi Bölgeleri olarak görülmektedir.

Oysa Organize Sanayi Bölgeleri yaklaşımı Trakya için gerekli fakat yetersizdir. Çünkü birinci olarak Organize Sanayi Bölgeleri en iyimser biçimiyle İl bazında planlanmaktadır ve bugün nüfusu 10.000'i geçen yerleşim birimlerinden dahi Organize Sanayi Bölgesi talepleri gelmektedir. Trakya'nın - özellikle doğal kaynak tüketimi yoğun olan sanayinin göçtüğü göz önüne alınırsa - doğal bir taşıma kapasitesi vardır. Bu taşıma kapasitesi il bazında yapılan tekil planlarda göz önüne alınamaz. İkinci olarak, bugün faaliyete geçen ya da planlama aşamasında olan Organize Sanayi Bölgeleri için hemen ikinci, üçüncü Organize Sanayi Bölgesi ya da var olan bölgeyi genişletme girişimleri - talepleri başlamaktadır. Sözgelimi Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi 2. kısımdaki 248 sanayi parselinin yaratacağı enerji, su ihtiyacı üzerindeki etkileri ve tarım ve kentleşme üzerindeki baskıları, henüz kuruluş aşamasında olan Kırklareli Organize Sanayi Bölgesinin 4 - 5 kat talep ile karşılaşması ve genişletilme çalışmaları ya da Pınarhisar ve Vize Organize Sanayi Bölgelerinin önerilme aşamasında olması hemen verilebilecek örneklerdir. Organize Sanayi Bölgeleri yaklaşımı, daha bütüncül bir bölge planının bir parçası olarak ve Sanayinin Çevre üzerindeki etkilerini azaltmak açısından oldukça önemli ve olumlu bir işleve sahip olacaktır. Fakat Sanayi'nin göçü açısından Trakya'nın doğal taşıma kapasitesi göz önüne alınmaz ise, bu kapasite aşılacak ve tarım başta olmak üzere tüm sektörleri öldüren bir sonuca ulaşacaktır.

5. Hiçbir veriye, plana ya da projeksiyona dayanmayan, hatta komşusu olan birim ile dahi
ilişkiye geçmeksizin, işsizliğe çözüm bulmak ya da gelişmek adına tek tek Belediyeler
düzeyinde yapılan sanayinin yönlendirilmesi ve özendirilmesi çabalarına son
verilmelidir.

6. Aynı yaklaşım merkezi teşvikler ile Trakya'ya göçen tekil sanayiler için de geçerlidir. Bu
kuruluşların çevre üzerindeki etkileri çok daha olumsuz olmakta ve fabrikalar genellikle tarımsal alanlar üzerine kurulmaktadır. Özellikle tekil olarak göçen sanayinin etkilerine karşı çok daha uyanık olunmalıdır.

7. Trakya'nın aynı zamanda verimli bir tarım bölgesi olması gerçeği ve bu bölgenin ülkemiz
için taşıdığı önem ve birikim göz önüne alınarak tarımın ve ürün profilinin planlanması ve
yönlendirilmesi gerekmektedir.

8. Aynı yaklaşım doğal olarak tarımsal sanayi için de geçerlidir. Trakya'da Tarımsal Sanayi
yönlendirilmeli ve teşvik edilmelidir.

9. Trakya'daki Ormanların Korunması ve ağaçlandırma çabaları da böyle bütüncül bir planın içinde yer almalıdır. Her köy ve kentin çevresinde yeşil kuşak ağaçlandırmaları yapılmalıdır. Özellikle İç Trakya'da devam eden bir ormansızlaştırma ve bozkırlaşma son yüzyıl içinde hızını arttırmıştır. Ülkemizin en verimli tarım alanlarından biri olan İç Trakya'da ki taşıyıcı ve kurutucu rüzgârlar tarım alanlarına da etki etmektedir. İç Trakya orman varlığı rüzgârların olumsuz etkilerini önleyebileceği gibi mevcut orman grupları eğer rüzgâr perdeleri ile birbirine bağlanırsa çevresine daha birçok fayda sağlayacaktır.

10.İster sanayi, ister tarım ister evsel kökenli olsun kirletilmiş kaynakların rehabilitasyonu
bu etkin planın bir parçası olmalıdır.

11.Şimdiye dek hiçbir biçimde gündeme girmeyen katı atıkların toplanması ve geri kazanımı
artık tartışma ve uygulama gündemine girmelidir.

12.Çerkezköy ve Çorlu sanayi gelişiminin birbirleriyle mekansal bütünleşme eğiliminde
olduğu göz önüne alınmalı, bu iki ilçenin birbiri ve çevre ile olan etkileşimleri dikkatle
planlanmalıdır.

13. Istranca derelerinin İstanbul'a taşınması projesi derhal durdurulmalıdır. Bu Trakya'nın
zaten kapasitesi dolmuş olan su rezervlerini daha da kötüleştirecektir.

14.Çerkezköy'de sulu tarım yapılması mümkün olan araziye sanayi kurulmuştur. Yeraltı suyu önce sulu tarımda kullanılmalı, buradan çıkan su sanayide kullanılmalıdır. Bu yöntem bütün Trakya'da uygulanmalıdır.

15. Elektrik ihtiyacının karşılanması için çevreyi kirleten termik santrallar ya da dışa bağımlı doğalgaz ve fuel-oil termik santraller tek çözüm olarak görülmemeli, alternatif enerji kaynaklan geliştirilmelidir. Bunlar rüzgâr enerjisi olabileceği gibi, dereler üzerinde kurulacak küçük barajlar ile her köyün kendi enerjisini sağlaması, hayvancılığın geliştiril­mesi ile biyogazdan enerjinin sağlanması olabilir. Üniversite bu konudaki araştırmalara öncülük etmelidir.

Sempozyum'da bu önerilere bağlı olarak özellikle meslek örgütleri ve gönüllü kuruluşlar açısından yapılabilecek olanlar da tartışılmış ve aşağıdaki sonuçlara varılmıştır.

1. Bölgesel Plan ihtiyacı, Valilikler ve DPT tarafından da vurgulanmaktadır. Bu eğilim başta
siyasi partilerimiz, milletvekillerimiz olmak üzere tüm kurum ve kuruluşlar tarafından
desteklenmeli, ülke çapında kamuoyu yaratılmalı ve en kısa zamanda bu talep, sorumlu
kuruluşuyla birlikte bir gerçeğe dönüştürülmelidir.

2. Edirne ve Tekirdağ Çevre Müdürlükleri'nin kurulmasıyla birlikte yaşanan sürece hem
olumlu yönde müdahale edilmiş hem de Çevre bilincinin gelişmesi sağlanmıştır. Bu Müdürlüklerimizle Meslek Örgütleri ve Gönüllü Kuruluşlar arasında var olan işbirliği-koordinasyon, karşılıklı bilgilenme ortamı geliştirilmeli, ek olarak Kırklareli’nde de bir Çevre Müdürlüğü kurulmalıdır.

3- Karayolları Genel Müdürlüğü'nün bölgedeki hizmetlerini koordine edecek bir Bölge
Müdürlüğü yaratılmalıdır.

4- Özellikle Organize Sanayi Bölgeleri yer seçiminde etkin olan Maden Tetkik Araştırma
Enstitüsü Bölge Müdürlüğü'nün İl bazından Bölge bazında çalışmaya geçmesi
sağlanmalıdır.

5- Yerel yönetimlerin etkinlikleri arttırılmalı, sürece olumlu yönde katılmaları için çaba
gösterilmelidir. Belediyelerin hem birbirleriyle olan ilişkilerini geliştirmek hem genel
olarak Bölge ile ilgili genel bir yaklaşımı oluşturmak, işbirliği, koordinasyon ve
denetimler konusundaki sorunlarını aşmak üzere TRAKYA BÖLGESİ BELEDİYELER
BİRLİĞİ kurulmalıdır.

6- Meslek örgütleri, gönüllü kuruluşlar, kamu kuruluşları ve üniversiteler arasında sürekli ve

etkin bir işbirliği ve koordinasyon sağlanmalıdır. Bu koordinasyonu sağlamak üzere Bölge Planlama Grubu görevlendirilebilir.

7- Üniversiteler, Meslek Örgütleri ve Gönüllü kuruluşlar sadece talep eden ya da eleştiren
değil, araştıran, raporlandıran, çözüm yolları gösteren ve özellikle belediyelerimizin son
derece kısıtlı olan insan kaynaklarını göz önüne alarak planlama ve denetim
görevlerinde yardımcı olan bir çaba içine girmelidir. Sözgelimi meslek örgütlerimiz veri
toplamada son derece güçlü araçlar olarak işlev görebilirler.

8- Özellikle Yerel Yönetimler, Üniversiteler, Meslek Örgütleri ve Gönüllü Kuruluşlar halkın eğitimi, bilgilendirilmesi ve kamuoyu yaratılması konusunda sürekli bir çalışmayı gerçekleştirmelidir.

9- Trakya Sanayiciler Derneği, Deri Sanayicileri Derneği gibi sanayiyi temsil eden
kuruluşlarla ilişkiler geliştirilmeli ve bu kuruluşların sanayinin organizasyonu,
denetlenmesi ve Çevrenin Korunması yönündeki faaliyetleri desteklenmelidir.

10- Trakya'da sanayileşmenin küçük ve orta ölçekli olduğu göz önüne alınarak, bu
işletmelerin teknik hizmet, danışmanlık v.b. ihtiyacını karşılamak üzere Küçük ve Orta
Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı’nın (KOSGEB) bir dalı
Trakya'da kurulmalıdır.

11- Kısa dönemde, doğal kaynak tüketimi yoğun olsa da Tekstil ve Deri sektörünün göçü önlenemez görünmektedir. Bu sektörlere ilişkin gerek yetişmiş insan gücü, gerek teknoloji gerekse de Çevre Koruma (Arıtma) açısından çözümler üretecek kuruluşlar yaratılmalıdır.

12- Hazır Giyim sektörünün Trakya'ya göçü ise, yoğun bir nüfus göçünü beraberinde
getirecektir. Bu kentleşme açısından kültürel uyum sorunlarını beraberinde getirecek ve
gecekondulaşmayı da körükleyecektir. Her iki açıdan da ilgili kurumların yaratılması
gerekmektedir.

13- Tüm yatırımlarda Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği titizlikle uygulanmalı, özellikle bilgilendirme toplantılarına meslek örgütlerinin, gönüllü kuruluşların ve halkın katılımı sağlanmalıdır.

14- Tüm Trakya'daki yerel basının, radyoların ve televizyonların konuya yaklaşımı son derece olumludur; bu yaklaşım daha da geliştirilmeli, ilgili kurumların uyarılması, halkın bilgilendirilmesi için bir ortam olarak değerlendirilmelidir.

15- Trakya'da Sanayileşme ve Çevre Sempozyumu bu noktada bırakılmamalı, daha geniş bir düzenleme kurulu oluşturulmalı, periyodikleştirilmeli ve tek tek yerleşim yerlerini esas alan etkinliklerle güçlendirilmelidir.

Şu gerçeğin bilincinde olmalıyız: Aktif ya da pasif konumda olalım, bugünkü gelişmeleri destekleyelim ya da karşı çıkalım, bugünü ve geleceği hep beraber şekillendiriyoruz ve sorumluluğu hep beraber paylaşacağız.

TMMOB MAKİNA MÜHENDİSLERİ ODASI

































Trakya’nın Bugünü ve Geleceği için

TRAKYA’DA SANAYİLEŞME VE ÇEVRE SEMPOZYUMU II

SONUÇ BİLDİRGESİ

Gelenekselleşme yolunda bir adım daha atan TRAKYA’DA SANAYİLEŞME VE ÇEVRE SEMPOZYUMU’nun ikincisi 6 - 8 Kasım 1997 tarihinde Kırklareli'nde Köy Hizmetleri Atatürk Araştırma Enstitüsü'nde yapılmıştır. Sempozyum Sekreterliği'ne ulaşan 34 bildirinin tümü Bildiriler Kitabına alınmış, Trakya'da Sanayileşme ve Çevre Sempoz­yumu I ’in Sonuç Bildirgesi ile birlikte toplam 28 Bildiri Sempozyum sırasında sunulmuştur. Sempozyum'da bu bildirilerin dışında "Kırklareli Organize Bölgesi'nin Durumu" konulu bir bildiri açılış oturumunda sunulmuş, "Sanayileşme ve Çevre ile İlgili Karar Verme ve Uygulama Süreçlerinde Yetki ve Sorumlulukların Dağılımı*' konulu bir Panel ve "Tüm Trakya'yı Kapsayan, Merkezi, Etkin, Faaliyetinde Sürekliliği Sağlayacak ve Birimlere Dayanan Tüzel Kimliğe Sahip Bir Organizasyon Yaratılabilir mi?" sorusuna yanıt aranan bir Forum yapılmıştır.

Sempozyum Düzenleme Kurulu, birinci ve ikinci sempozyumda yapılan tartışmaların ve sunulan bildirilerin ışığında aşağıdaki saptamaları yapar ve önerileri ve alınması gerekli önlemleri kamuoyunun bilgisine ve tartışmasına sunar:

GENEL SAPTAMALAR

© Trakya tartışılmaz biçimde İstanbul ana merkezinin bir alt bölgesi durumundadır. Başta doğal kaynak tüketimi yoğun olan Tekstil ve Deri olmak üzere ana merkezden alt bölge olarak Trakya'ya olan göç devam etmekte, bu göçün olduğu tüm merkezler konut, tarımsal üretim, depolama, taşımacılık ve diğer kentsel işlevlerle sanayi arasında bir arazi kullanım yarışmasına konu olmaktadır. Bu arazi kullanım yarışması toprak rantını son derece hızlı biçimde arttırmaktadır. Toprak rantındaki bu artış, tarım alanlarının tarım dışı alanlara dönüşmesi sırasında tarımsal alandaki nüfusun her türlü yakınmayla birlikte bu sürece olumsuz yönde katılmasına neden olmaktadır.

© Tarımsal alanların tarım dışı amaçlarla kullanılmasının artmasına çarpık Kentleşme ve Sanayileşme, Doğal Kaynakların Hızla Tüketilmesi ve Kirletilmesi, Kıyı Şeritlerinin Yağmalanması, Orman ve Bitki Örtüsü deseninde olumsuz değişim eşlik etmektedir.

© Yer üstü sularımızın özellikle Ergene'nin kirlilik düzeyi ürkütücü boyutlardadır. Trakya ile ilgili tüm toplantılarda yapılan bu saptamaya yeraltı sularımızın da kirlenmeye başladığı eklenmelidir: Yer üstü ve yeraltı sularımız rezervlerinin üzerinde kullanılmakta ve kirletilmektedir.

© Doğal Kaynakların Kirletilmesi ve Çarpık Gelişme Eğilimleri üzerine saptamaları arttırmak ve sıralamak olanaklı olmasına karşın Trakya'da Merkezi Yönetimler, Belediyeler; Üniversite, Sivil Toplum Örgütleri, Meslek Odaları ve Kamuoyu arasında ayrıntıda esaslı görüş farklılıkları olmasına rağmen "ÇEVRENİN KİRLETİLME­SİNE VE ÇARPIK KENTLEŞME ve SANAYİLEŞME’ YE KARŞI ÖNLEMLE­RİN ALINMASI' konusunda tam bir görüş birliği vardır. Son bir yıl içerisinde gerçek­leştirilen aşağıdaki faaliyetler hem bu görüş birliğini yansıtmakta hem de Trakya'nın bugününe ve geleceğine ilişkin umutlu olmayı sağlamaktadır:

© 21 Şubat 1997 tarihinde Edirne'de yapılan ve 26 maddelik bir açıklama yayınlayan Trakya Bölgesi Valileri Toplantısı;

© Kırklareli ve ilçelerindeki belediyelerimizin öncülük ettiği Babaeski ve Lüleburgaz'da sırasıyla 09 Ocak 1997 ve 02 Mayıs 1997 tarihlerinde toplanan ''Trakya'yı Kurta­ralım" Forumları;

© Köylü birliklerinin, sendikaların, gönüllü kuruluşların, meslek odalarının gerçekleştirdiği onlarca etkinlik ve kendi içinde süreklilik ve tam bir kapsayıcılık taşımasalar da bu kuruluşlar arasında giderek iller bazında gelişen işbirliği, ortak faaliyet geliştirme ve kalıcı birlikler yaratma isteği ve girişimleri;

Ek olarak;

© Giderek daha fazla bölge üniversitesine dönüşen Trakya Üniversite'sinin yol gösterici ve yönlendirici araştırma ve faaliyetleri;

© Trakya'daki hem görsel hem yazılı medyanın konuya gösterdiği ilgi;

© Bizzat Kırklareli Valiliği ve Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğü tarafından Sempozyum'da ifade edildiği gibi, saptanan önlemlerin uygulamalarda göz önüne alınmaya başlanması;

© Trakya Bölgesi milletvekillerimizin de konuya daha fazla ilgi göstermeye başlamış olması bu konuda umutlu olmamızı daha da güçlendirmektedir.



Trakya'daki tüm organizasyonlar çözümün başlangıcını bir ve aynı noktada görmektedir: Trakya'da sanayi alanları için arazi tahsislerinin ve yeni konut alanlarının açılması kısa vadeli gelişme kaygıları ya da hedefleri içinde değerlendirildiğinde sorunların çözümü yoktur. Trakya'da çözüm BÖLGESEL PLANLAMA’ dan geçmektedir.

Bu plan ya da DPT'nin deyişiyle "İstanbul'un gelişme akslarının ve Marmara Bölgesi’nin genel sosyo-ekonomik yapısından ve mekânsal özelliklerinden de ayrı düşünülemeyen Trakya Alt Bölgesi Gelişme stratejisi, öncelikle bölgesel ve kentsel ölçekte arazi kullanım kararları ile bütünleşmiş bir kalkınma modeli oluşturmalıdır.''

Ulusal planlarla, imar planları ve tek tek iller kapsamında planlanan ve çözüm olduğu iddia edilen Organize Sanayi Bölgeleri ve diğer uygulamalar arasında bir işlev üstlenecek olan Bölge Planları ve Çevre Yönetim Planlarının hazırlanması ve kısa - orta - uzun dönem için bir çerçeve sunulması gerekmektedir.

Bölgesel planı zorunlu kılan başka bir olgu ise yalnızca sanayi yoğunlaşması ile sağlıklı bir gelişme yaşanmayacağı gerçeğidir. Trakya'da sanayileşme ile yaratılan ve büyük bölümü ana merkeze giden gelirin en azından belirli bölümünün yine bölge içinde kalması ve bölge içinde üretken yatırımlara dönüştürülmesi, sanayi ile birlikte bölgenin sahip olduğu potansiyelleri değerlendirerek tarım, turizm, hizmet v.b. sektörlerin geliştirilmesi ancak bütüncül bir yaklaşımın ürünü olabilir.

Bölgesel Planın merkezi düzeyde yapılması, bu planın yapılması ve uygulanmasından sorumlu olacak bir devlet kurumunun yaratılması - örneğin Devlet Planlama Teşkilatı 'na bağlı Bölge Planlama Örgütlerinin Kurulması , bu talebin ülke gündemine girmesi sonucu ve ancak ülkedeki planlama geleneğinin sahip olduğu birikim düzeyine bağlı olarak gerçekleşebilir. Bu noktada umut duyabileceğimiz bir gelişme ya da durum ne yazıkki ülke genelinde yaşanmamaktadır. Fakat bu umut kırıcı durum, çözümsüzlüğe teslim olmak yerine bu tür kurumlar yaratılana dek geçici kurumlarla ve iller düzeyinde var olan ya da yaratılması daha kolay olan kurumlar arasındaki koordinasyonlarla aşılmalıdır.

Aynı durum hem Çevre Yönetimi hem de Arazi Kullanımı açısından varolan yasa, yönetmelik, kararname v.b. gibi açısından da geçerlidir. Uygulamadaki yetki ve sorumlulukların dağılımındaki belirsizlikleri, kavramlar üzerindeki karmaşayı aşmayı sağlayacak yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Bugün var olan idari yapılanma, yetki ve sorumluluk dağılımı kapsamında bir planlamayı ya da çevre yönetimini amaçlamak "suya delik açmaya" çalışmakla aynı şeydir.

© İlgili tüm kuruluşların BÖLGESEL PLAN ve bu planın hazırlanmasından, uygulan­masından ve iyileştirilmesinden sorumlu olacak bir BÖLGESEL PLANLAMA örgütü­nün yaratılması talebi ilgili tüm kuruluşlarımızın ısrarla yükselttiği, ülke gündemine soktuğu bir talep olmalı ve tüm Trakya Milletvekillerimizce Meclise taşınmalıdır.



© Trakya'nın Potansiyel Arazi Kullanım Haritaları bugün Edirne ve Kırklareli için hazırlanmamıştır. "Her İlin bünyesinde Arazi Kullanım ve Yerleşim Planlaması Komisyonu acilen kurulmalıdır. Bu koordinasyon kurulu kent nazım planlarını ve kent çevrelerinde oluşturulacak uydu kent veya banliyö yerleşim planlarını; turizm yerleşim ve yayılım planlamalarını; otoban, Devlet Karayolu ve kırsal iletişim ağlarını; küçük, orta ve büyük ölçekli organize sanayi bölgeleri planlamalarını; açık maden işletme planlamalarını, toprak sanayi yayılım alanları ve alternatif hammadde alım alanları planlamalarını denetlemeli ve yönlendirmelidir."

© Ülke düzeyinde Arazi Kullanım Planları ve Tarım İşletmeleri Planlarının yapımı için Toprak Etütleri ve Arazi Kullanma Araştırma Enstitülerine havzalar düzeyinde gereksinim vardır. Bu Enstitüler, gerekli planlamaların yapılması için Ayrıntılı Toprak Haritaları da yapabilir. Elde edilen Ayrıntılı Toprak Haritalarından yararlanarak Arazi Kullanım Planlarının, sulama ve drenaj planlarının, amenajman planlarının, arazi toplulaştırma çalışmalarının ve sonuçta tarımsal üretim planlamasının yapılması sağlanmalıdır.

Ülkemiz ve Trakya'da Tarım reformuna ve arazi toplulaştırılmasına şiddetle ihtiyaç vardır. Hem toprağın verimli şekilde kullanılmasını sağlamak, tarımsal üretimi sürekli ve kaliteli olarak arttırmak, hem sanayinin gelişmesine ortam hazırlamak ve hammadde sağlamak hem de toprak ve gelir dağılımındaki dengesizliği gidermek için Tarım reformu ve Arazi Toplulaştırılması son derece önemlidir.

Arazi Kullanım Planlamasının önemli işlevlerinden biri de yöre de olması gereken bitki tür ve çeşidinin seçimi ve bulunduğu ekolojide izlenecek toprak mekanizasyonu, toprak-su koruma, gübreleme, sulama gibi amenajman uygulamalarının açıklığa kavuşturulmasıdır.

© Gerek toplulaştırma gerekse de tarım alanlarının tarım dışı amaçlar için toprak rantının büyüklüğü nedeniyle çiftçiler tarafından elden çıkarılması konusunda tüm köylü birlikleri, üniversiteler, gönüllü kuruluşlar v.b. tarafından sistematik bir bilgilendirme çalışması yürütülmelidir.

Son yıllara dek sonsuz olarak görülen ve ekonomik açıdan serbest mallar olarak görülen doğal kaynaklar, artık giderek daha fazla ekonomist tarafından kıt kaynaklar arasında görülmeye başlanmakta ve doğal kaynakların parasal değerini belirlemek için çeşitli yöntemler geliştirilmektedir. Kirletilen ya da tüketilen doğal kaynakların parasal bedellerinin belirlenmesi, hem koruma önlemlerinin- hem de arıtma faaliyetlerinin bedelleri ile karşılaştırmak üzere son derece anlamlı ipuçları verir.

© Yeraltı suyunun hızı yavaş olduğunda kirlenmenin görülmemesi hiç kimseyi yanıltma-malıdır. Kirlenme belgelendiğinde bu kaynağı terk etmenin dışında yapılabilecek hiçbir şey kalmamış olur. Bu nedenle yeraltı suyu ile ilgili planlamalar uzun vadeli ihtiyaçlar dikkate alınarak yapılmalı ve yeraltı suyu besleme alanlarından geçirilmesi zorunluluğu olan atık suların çok iyi tecrit edilecek tesislerden geçirilmesi ya da atık su barajlarında depolanması sağlanmalıdır.



Kirlenmenin yanı sıra Ergene Havzasının en önemli sorunlarından biri su sorunudur. İç Trakya'daki ormanların tahribi ve çalılaşması, su kaynaklarının kıtlığı ekolojik bakımdan hassas olan dengeyi giderek bozmuştur. Ormanların ağaçlandırılması, tarım alanlarının sulanması ve kavak yetiştirilen alanların genişletilmesi, İç Trakya'nın iklimi ve dolayısı ile Bozkırın ekolojik dengesi üzerinde olumlu etkiler yapabilecektir. Havza içi su kaynakları yeterli değildir. Havza dışı su kaynaklarından biri Meriç Nehri diğeri ise Yıldız (Istranca) dağlık kütlesinden Karadeniz'e ulaşan sulardır. Yıldız 2. 3. ve 4. grup projelerinin sağlayacağı 320 milyon m3/YIL su İstanbul’da kullanıma sunulmak yerine İç Trakya'da sulu tarıma aktarılabilir. Bu durumda 40.000 – 60.000 ha alan sulanabilir.

Trakya'daki kıyıların yanlış kullanılması söz konusudur. Deniz kıyıları boyunca artan yazlık konutlardaki artışlara paralel kıyı yağmacılığının yanı sıra deniz kirliliği ve hava sirkülâsyonunu engelleyici yapılaşma sorunları yaşanmaktadır. Özellikle Marmara Denizi'ne açılan alüvyon ile doldurulmuş akarsu vadileri turizm ve ikinci konut amacıyla yapılaşma alanı olarak kullanılmaktadır. Bu alanların yapılaşma alanı dışında tarım amaçlı olarak kullanılması gerekir. Denize dik olarak değil paralel olarak gerçekleşen yapılaşmalar hava sirkülâsyonunu engellemektedir ve bu alanlarda taşkın riski vardır ve olası depremler için kötü zemin özelliklerine sahiptir. Bu konutlarda kanalizasyon sisteminin bulunmaması, evsel atıkların fosseptiklerde toplanmasına, arıtılmadan Marmara denizine deşarj edilmesine ve Marmara'nın kirliliğinin özellikle yaz aylarında artmasına neden olmaktadır.

Trakya'da nüfus hareketliliği sadece kırsal kesimden kopan insanların kente göç etmesi olarak nitelendirilemez. Sanayi için işgücü ihtiyacı Trakya'ya hem doğudan hem batıdan fakat esas olarak dışarıdan nüfus göçü şeklinde olmaktadır. Köyden göçmüş insanların kente uyum sorunlarından ziyade farklı kültürlerden gelmiş olmaları ön plana çıkmaktadır. Farklı kültürlere sahip bu kesimlerin kaynaşması için planlı sanayileşme, hızlı ve ucuz konut üretimi kadar kültürel uyum programlarının oluşturulması ve uygulanması gerekir.

Trakya'da sağlıklı sanayileşmenin ve kentleşmenin sihirli formülü olarak görülen Organize Sanayi Bölgeleri tüm yanlarıyla analiz edilmelidir. Önceleri sanayinin teşvik edilmesi ve bölgesel farkların giderilmesi için bir teşvik unsuru olarak ortaya çıkan Organize Sanayi Bölgeleri (OSB'ler) ülkemizde "Ağır Sanayi Kompleksleri dışında, küçük ve orta ölçekli imalat sanayi türlerinin, belirli bir plan dahilinde yerleştirilmeleri için sınırları tasdikli çıplak arazi parçalarının gerekli altyapı hizmetleriyle ve ihtiyaca göre tayin edilecek sosyal kurumlarla donatıldıktan sonra planlı bir şekilde ve belirli standartlar dahilinde sanayi için tahsis edilebilir ve işletilebilir halen getirilmesi olarak tanımlan­maktadır.

OSB'ler ilgili Valiliğin teklifi, ilgili projeyi Devlet Planlama Teşkilatı'nın yatırım programına alması ile karar altına alınmakta, kuruluşun sorumluluğunu Vali'nin Başkanlığı'nda Özel İdareler, Sanayi Odaları, Ticaret Odaları, Ticaret ve Sanayi Odaları, Belediyeler (OSB'nin Belediye Sınırları içinde olması halinde) ve Sanayicilerin kendi aralarında kurdukları dernek ya da kooperatiflerden başvuranlar arasından Bakanlıkça uygun görülenlerin bir araya gelmesiyle oluşan tüzel bir kimliğe sahip olmayan "Müteşebbis Teşekküller '’ üstlenmektedir.

OSB'ler ile planlı bir bölgesel sanayileşme arasındaki tek bağlantı, projenin DPT tarafından kabul edilmesidir. Sanayileşme konusunda bugün ülkemizdeki ana eğilimin sadece ve sadece sanayicinin tercihleri olduğu, DPT'nin arkasında güçlü bir milletvekili desteği olan tüm projeler için bir onay makamına dönüştüğü ve Trakya'da da geçerli olan bölge illeri hatta ilçeleri arasında kısa dönemli bir perspektifle körüklenen sürdürülen rekabet bulunduğu göz önüne alındığında her ile, her ilçeye bir OSB kararı ile karşılaşmak kaçınılmazdır. Trakya'da yatırım programına alınmış olan toplam OSB sayısı 10 dur.

OSB enflasyonu, kaynak yetersizliği ve kullandırılan kredilerin geri dönüşündeki aksamalar nedeniyle OSB kuruluş sürecini 5-10 yıla yaymaktadır. Bu uzun süre içinde, OSB'ler tamamlanmak üzere olsa bile OSB dışında sanayi yapılaşması gelişmektedir. Hatta Trakya'da pek çok bölgede olduğu gibi Belediyelerce Belediye Sanayi Bölgeleri oluşturul­maktadır.

© OSB bulunan il ve ilçelerde Valilikler ve Belediyeler yeni sanayi kuruluşları için bu bölgeler dışında izin ve ruhsat vermemelidir.

© Birinci Sempozyum sonuç bildirgesinde de belirtildiği gibi, kısa dönemli yararlar için sanayinin Belediyelerce yönlendirilme çabaları terk edilmelidir.

© OSB'lerin yer seçimi sırasında alternatif alanlar yaratılmalı, yer seçiminden sonra müteşebbis teşekküllerce arsa spekülasyonu yapılması önlenmelidir.

OSB'ler noktasında ileri sürülen önermelerden biri de ihtisas organize sanayi bölgele­rinin kurulması gerekliliğidir. İhtisas OSB'ler konusunda, yaşanan Türkiye OSB deneyi­minin sonucu ortaya çıkan gerçek; ihtisas OSB'lerinin birkaç örnek dışında hayata geçirilemediğidir.

Özellikle Çevre kirliliği açısından tek başına çözüm olarak gösterilen Organize Sanayi Bölgeleri (OSB) açısından var olan veriler incelendiğinde sonuç çarpıcıdır. Türkiye'de 1962 - 1996 yılları arasında 36 OSB hizmete girmiştir ve bunların Çerkezköy'de dahil olmak üzere sadece 5 'inde atık su arıtma tesisi olduğu saptanmıştır (Çerkezköy II. OSB'sinin arıtma tesisi yoktur). 1997 yılı yatırım programında ise 159 adet OSB ve sadece 24 adet arıtma tesisi projesi yer almaktadır. Bu 5 arıtma tesisli OSB'den sadece Çerkezköy ortama deşarj izni almıştır. Çerkezköy OSB'si arıtma çamurlarını kendi sanayi bölgesi arazisine boşalt­maktadır.

Tehlikeli atıklar için düzenli bertaraf tesisleri hiçbir bölgede oluşturulmamıştır.

OSB'lerin evsel atıkları konusunda ise hiçbir ölçüm yapılmamaktadır. OSB'lerde yaratılan katı atık miktarı konusunda da herhangi bir veri dolayısıyla ölçüm ya da önlem yoktur.

© Sanayi kuruluşlarının arıtma sistemleri mutlaka olmalı ve çalıştırılması sağlanmalıdır. Sanayi atık sularının arıtılarak tekrar kullanılması sağlanabilir.

Arıtma tesisleriyle birlikte düşünülmesi gereken ek bir olgu arıtma çamurları olgusudur. Trakya'da kurulmuş ya da kurulmakta olan Organize Sanayi Bölgelerinde arıtma çamuru ve bu çamurun yok edilmesi sorunuyla henüz karşılaşılmamıştır.

© Yakın gelecekte arıtma tesislerinin çalışması durumunda ortaya çıkacak olan arıtma çamuru sorunu için organize sanayi bölgelerinde bir sıvı atık yönetim planı hazırlan­malıdır.

© Nüfus yoğunluğu olan yerleşim birimlerinde kanalizasyon sistemleri ve arıtma tesisleri öncelikle yapılmalıdır. Evsel nitelikli arıtmaların çamurları da göz önüne alınmalıdır.

© Yerel yönetimler acilen katı atık depolamaya yönelmelidir.

© Arıtma çamurları Trakya toprağına verilmeden önce ayrıntılı araştırmalar yapılarak, Trakya'daki tarım, mera ve orman topraklarının fiziksel ve kimyasal özellikleri ile kirlenmelere karşı gösterecekleri direnç bulunmalıdır. Bu analizler sonucu, arıtma çamurları toprak ıslahı ve gübreleme amaçlı olarak kullanılabilir.

Özellikle Çorlu, Çerkezköy, Muratlı üçgenindeki sanayi yoğunlaşması giderek sanayicilerin de tepkisini çekmeye başlamıştır. Burada uygulanan yöntem; hiçbir merciden izin ve ruhsat almadan ya da yaptırılan mevzi imar planı ile E-5 (Yeni ismi ile D-100) kenarında ve diğer ana arterler üzerinde yerlerini satın alıp izin ve ruhsat alarak, enerjiyi en yakın hattan bir indirici vasıtasıyla temin etmek, kullanma suyunu kuyu açarak yeraltı sularından karşılamak, atıklarını ise genelde hiçbir arıtma yapmadan en yakın dereye deşarj etmektir. Ve bu kuruluşların büyük çoğunluğu teşvik belgeli kuruluşlardır. Bu bölgede sanayi kuruluşlarının sayısı arttıktan sonra bölge sanayi bölgesi ilan edilmekte ve böylece sorunları çözmeyi umut ettiğimiz sanayi bölgeleri doğmaktadır.

© Trakya'nın tümünde mevcut sanayi alanları dışına sanayi tesisi kurulum izni verilme­melidir.

Trakya'nın çeşitli yerlerinden alınan iğne yaprak örneklerinde bulunan yüksek kükürt konsantrasyonu hava kirliliğinin sadece belirli yerlere ve kış aylarına özgü bir abartılan bir olay olmadığını, ciddi bir sorun olduğunu göstermektedir. Trakya'da ısınma ve endüstriyel amaçlı kullanılan Trakya kömürlerinin alt ısıl değerinin düşük, kükürt içeriğinin ise yüksek olduğu bilinen bir gerçektir.







Hava Kirliliği'ni önlemek üzere:

© Tüm Sanayide ve konutlarda Isı Yalıtımı Yönetmelikleri ve kuralları titizlikle uygulanmalıdır. Konutlarda Isı Yalıtımı Yönetmeliğini ısrarla uygulayan tek belediye BABAESKİ Belediyesidir. Isı Yalıtımı Yönetmeliğini uygulamayan hiçbir belediyenin hava kirliliğinden yakınma hakkı yoktur.

© Özellikle toplu konut alanlarında merkezi ısıtma sistemleri uygulanmalıdır.

© Trakya kömürleri için ocak bazında ya da merkezi eleme ve yıkama tesisleri kurul­malıdır.

© Katı yakıt ya da kükürt içeriği yüksek sıvı yakıt kullanan tüm sanayi tesislerine kükürt oksitleri ve tozu tutucu filtre zorunluluğu getirilmeli ve uygulanmalıdır.

© Gerek sobalarımızın gerekse sanayi kazanlarımızın tasarımı kömürlerimizi yakmaya uygun değildir. Başta akışkan yataklı kazan teknolojisi olmak üzere uygun yakma sistemleri tasarlanmalı, üretilmeli ve uygulamaya sokulmalıdır.

Bunları saptamış olmak, önlemleri sıralamak ve ardından bölgesel planın hazırlanmasını, önlemlerin ilgililer tarafından uygun görülmesini ve hemen uygulanmasını beklemek sadece ve sadece hayal kırıklığı yaratacaktır. Oysa günlük gelişmeleri olumlu biçimde yönlendirmek üzere bugünden yapılabilecek çok şey vardır.

Trakya bölgesindeki belediyelerimizin Sanayileşme Kentleşme Çevre olgusuna bakışı giderek daha olumlu bir noktaya gelmektedir. "Trakya'yı Kurtaralım!" forumları bu eğilimin en açık göstergesidir. Belediyelerimizin bir araya gelmesi hem bölgesel planının oluşturulma ve yürürlüğe girme koşullarını son derece hızlandırır hem de umulanın çok üzerinde bir potansiyeli harekete geçirir. Bu nedenle:

© TRAKYA BÖLGESİ BELEDİYELER BİRLİĞİ zaman geçirmeksizin kurul­malıdır.

Bazı belediyelerimizin kendi sanayi bölgelerini kurmaya girişmiş olması bu talebi karartmamalıdır. Bu sanayi bölgelerine ilişkin önlemlerin planlanması ve bölgelerin rehabilite edilmesi bu birliğin görev tanımlarından biri olabilir.

Trakya Bölgesi Belediyeler Birliği, Bölgesel (Belediyeler Birliği'ne hizmet eden arıtma sistemleri, uzaktan algılama ve denetleme sistemleri gibi) pek çok tesis ya da sistemi tek başına hiçbir belediyenin hayal bile etmeyeceği projeleri gerçekçi kılabilir.

© Tüm sivil toplum örgütleri, meslek odaları, köylü birlikleri, sendikalar aralarında sürekli ve etkin bir koordinasyonu sağlamalı, işbirlikleri gerçekleştirmelidir.

© Trakya'da bugün iller bazında farklı adlar ile oluşturulmaya başlanmış olan sivil / gönüllü mekanizmalar, Trakya çapında etkin, sözü geçen, sürekli bir faaliyeti sürdüren, merkezi fakat birimlere dayanan tüzel kimliğe sahip bir organizasyonu yaratmayı hedeflemelidir.

Bu hedeflerin yanı sıra hemen şimdi:

© Başta üniversite ve meslek odaları olmak üzere ilgili ve gönüllü tüm uzmanları kapsayan, amacı ilgili alanda varolan saptamaları yapmanın yanı sıra önerileri sistemleştirme ve hatta projelendirme olan çalışma grupları;

© Var olan yasa, tüzük ya da yönetmeliklerle çelişen uygulamaları, oldu bittileri izlemek ve yasal girişimleri başlatmak üzere İzleme Grupları;

© Yine fiili olarak yaratılan oldu bittilere karşı duruşları gerçekleştirmek üzere Eylem Grupları oluşturulmalıdır.

Bölgesel plan olacaksa, Trakya'da sağlıklı bir Sanayileşme Kentleşme olacaksa, Kaynak Planlaması yapılacaksa bu ancak ilgili tüm kesimlerin sürece günlük olarak müdahale etmesi ile sağlanacaktır. Trakya'da son bir yıldaki gelişmeler Trakya insanının sürece müdahale etmeye başladığını göstermektedir. Ve yine ilgili tüm toplantılarda okuma yazma oranıyla, gelir / tüketim seviyeleri ile, kültürel yaşamıyla, altyapısıyla çağdaş olduğu hep vurgulanan Trakya insanı bunu başarabilecek güçtedir.

TMMOB MAKİNA MÜHENDİSLERİ ODASI



TRAKYA’DA SANAYİLEŞME VE ÇEVRE SEMPOZYUMU III

‘’DEĞERLENDİRME’’

‘‘1994'te başlayan ve günümüze kadar sürdürülen çalışmaların ürünü olan Trakya'da Sanayileşme ye Çevre Sempozyumları'nın dördüncüsü yapılmayacaktır.’’ Olumsuz gibi görünen bu açıklama aslında basit bir gerçeği ifade ediyordu: Yapılan Sempozyumlar amacına ulaşmıştı, Çünkü I. Sempozyumda, Sempozyum konusu aşağıdaki biçimde duyurulmuştu;

"Trakya'da yaşanmaya başlayan

1) Çarpık sanayileşmeyi,

2) Tarımsal alanların tahribini,

3) Çarpık kentleşmeyi

4) Nüfus artışını ve göçünü,

5)Çevrenin kirletilmesini konu edinir.

"Amaç ise: "Sempozyum, Trakya'da girilen sanayileşme sürecinin hemen başlarında:

1) Çarpık sanayileşme olarak tanımlanan genel sürecin yaşanmaması için alınması gereken önlemleri netleştirmeyi;.

2) Uzman kişi ve kuruluşların bu netleştirme sürecine katılmalarına;

3) Trakya'nın genel bir ekonomik envanterinin yapılmasını;

4) Trakya'nın geleceğine ilişkin projeksiyonlarda bulunulmasını;

5) Yaşanmakta olan ve yaşanacak olan bu sürece ilişkin olarak karar verme durumunda olan tüm kurumların uyarılmasını ve bilgilendirilmesini;

6) Halkın yaşanan sürece ilişkin bilgilendirilmesini;

7) Üniversite ve sivil toplum örgütleri başta olmak üzere sürece olumlu yönde müdahale edebilecek tüm örgütlerle işbirliği koşullarının geliştirilmesini amaçlar, biçiminde ifade edilmişti.

Yapılan üç sempozyum sonunda üçüncüsü ile birlikte toplam 1200 sayfayı geçen ve Trakya için tartışmasız bir başvuru kitabı niteliğini kazanan Bildiri Kitapları oluştu. Sempozyumların Danışmanlar Kurulu kendi içinde süreklilik kazandı ve uzmanlar arasında kendiliğinden bir koordinasyon merkezi işlevini gördü.

Halkın ve sivil toplum örgütlerinin konu Üzerine duyarlılığı arttı; bu duyarlılık yer yer günlük yaşama müdahale eden etkinliklere, eylemlere, toplu dava açmalara dönüştü.

III. Sempozyumun Trakya'daki üç ilin valilikleri başta olmak üzere, ilgili birçok kuruluşun desteği ile yapıldı ve muhtemelen en geniş destekleyen kuruluş listesine sahip oldu.



Sempozyum açılışında Çevre Bakanlığı ile Trakya Üniversitesi arasında Ergene Havzası Çevre Düzeni Planı Protokolü imzalandı. Sempozyum konuları ile ilgili olarak Trakya’daki tüm toplantılarda çözüm olarak öne sürülen; Bölgesel Plan konusunda kalıcı bir organizasyonun adımları atıldı. Trakya Üniversitesi Rektörlüğü’nce Edirne Şubemize gönderilen yazı aşağıdaki cümleleri içeriyordu: "Trakya Üniversitesi” Senatosunca 23 HAZİRAN 1999 tarihinde Trakya Bölgesel Plan Eşgüdüm Uygulama Araştırma Merkezi kurulmuştur. ‘‘Merkezin amacı; bölgesel çevre eylem planı hazırlamak, Trakya (Edirne, Kırklareli, Tekirdağ illeri) sektörel envanterini çıkarmak, bölgenin sosyal, kültürel, ekonomik durumunu tespit etmek, bölgesel plan hazırlanmasına katkısı olacak kişi- kurum- kuruluşlar arasında eşgüdümü sağlayacak önerilerde bulunmaktır.’’

Yönetmelik gereği Merkezin Danışma Kurulunda temsil edilmek üzere bir üye belirlenmesini takdirlerinize sunarım…”

Makina Mühendisleri Odası olarak, görevini yapmış ve amaçlarına ulaşmış bir örgüt olarak artık rahatlıkla ve gururla söyleyebiliyoruz. Trakya’da Sanayileşme ve Çevre Sempozyumlarının dördüncüsü olmayacak. Bir süreç; hazırlık, ikna etme ve organize etme süreci bitti. Şimdi yeni bir süreç başlıyor; Bölgesel Plan hazırlama ve uygulama süreci. Kimsenin şüphesi olmasın, Makina Mühendisleri Odası'nın küçük ama etkin bir şubesi olarak Edirne Şubesi, bu süreçte de üzerine düşenleri yerine getirecek. Yani, sözlerimizden hiç kimse "yapabileceğimiz her şey bitti, köşemize çekiliyoruz" anlamını çıkarmasın; bu konuda her şey şimdi başlıyor…



TMMOB MAKİNA MÜHENDİSLERİ ODASI





















TRAKYA'DA KENTLEŞME VE YEREL YÖNETİMLER SEMPOZYUMU SONUÇ BİLDİRGESİ

Trakya'da Kentleşme ve Yerel Yönetimler Sempozyumu, dünyada ve ülkemizde savaş bulutlarının toplandığı, ülkemizdeki ekonomik-siyasi-toplumsal çok yönlü' krizin giderek derinleştiği, üretimin hemen hemen tamamıyla durduğu, işsiz sayısının sürekli arttığı, işçi, köylü, esnaf, mühendis kısaca tüm çalışanların, işsizlerin bugünden ve gelecekten umudunu kestiği bir ortamda yapılmıştır. Trakya, tabii ki, dünyanın ve ülkemizin bir parçasıdır ve yaşanan tüm olumsuzluklar Trakya'ya da yansımakta ve etkilerini göstermektedir.

Fakat, "toprağı bol ve verimli" Trakya'da "yeni" bir şeyler de filizlenmektedir. Trakya giderek kendi geleceğini kendi belirlemek yönünde adımlar atmaktadır. Belki de Türkiye'de ilk kez - il sınırlarını da aşarak- bir bölge kendi geleceğini planlaması konusunda tam bir ittifaka varmış ve Bölgesel Plan talebini tüm kurumlarının etrafında birleştirdiği bir talebe ve hedefe dönüştürmüştür. Bölgenin bu talep ve hedefi merkezi yönetimin tümünden olmasa da Çevre Bakanlığı'ndan da olumlu bir tepki görmüş ve 11 Kasım 1999 tarihinde Makina Mühendisleri Odasınca düzenlenen "Trakya'da Sanayileşme ve Çevre" sempozyumlar dizisinin üçüncüsünün açılışında Çevre Bakanlığı ile Trakya Üniversitesi arasında imzalanan bir protokolle "Ergene Havzası Çevre Düzeni Planı" hazırlanması somut bir projeye dönüşmüştür.

Geçen iki yıllık süre içinde, Proje Yöneticisi tarafından açıklandığına göre "Ergene Havzası Çevre Düzeni Planı" bir havza planı olmaktan çıkıp, İstanbul sınırları dışında tüm bölgeyi kapsayan, bir fiziki planın ötesinde sosyo ekonomik boyutları da hesaba katan bir Trakya Alt Bölgesi planına dönüşmüş ve bu dönüşüm, "proje sponsoru" Çevre Bakanlığı tarafından da onaylanmıştır.

Bu dönüşüm son derece sevindiricidir ve Trakya'da Sanayileşme ve Çevre Sempozyumları başta olmak üzere ilgili tüm etkinliklerde belirtildiği gibi, ihtiyaç olan Bölgesel Plan ile projelendirilen planın giderek aynı kapsama sahip olması anlamına gelmektedir.

Bölgesel Plan bugün için Trakya insanının umududur ama aynı zamanda "yeni" bir hayatı, kentleri ve kendisini örgütleme sürecidir. Planlama süreci, ancak ve ancak ilgili tüm kesimlerin ve kurumların sürece katılımı sağlanacak biçimde yaşanırsa "kamusal bir belge"ye dönüşebilir; ancak ve ancak aynı zamanda bir örgütlenme süreci olarak yaşanırsa raflarda tozlanan bir "proje" olmaktan çıkıp hayatı yönlendirebilir. Ayrıca, planlama sürecinin şimdiye dek yaşandığı belirtilen bilgi aktarmama, bilgi için bedel talep etme, kaynak yaratamama v.b. güçlükleri de ancak projeye içeriden katılımın sağlanması ve yeni mekanizmaların yaratılması yoluyla aşılabilir.

Bu nedenle, bölgesel planın hazırlanması hiçbir zaman "Çevre Bakanlığı'nın Trakya Üniversitesi'ne, Trakya Üniversitesi'nin de uzmanlara ihale ettiği bir iş" görüntüsünü almamalı/bu izlenimin doğmasından şiddetle kaçınılmalıdır. Bu amaçla:

1) Merkezi Yönetimin İlgili Birimlerini;

2) Yerel Yönetimleri ve varsa ilgili Birimlerini

Planın bilgi toplama ve envanter çıkarma aşaması da dahil olmak üzere proje ekipleri içinde tanımlayan;

3) Başta meslek odaları ve sivil toplum örgütleri olmak üzere ilgili tüm örgütleri ve halkı sürekli bilgilendiren ve böylece aynı zamanda eğiten bir model hızla geliştirilmeli, bu konuda varolan iletişimsizlik aşılmalıdır.

Özellikle, kamuoyunu bilgilendirmek için sürekli bilgilendirme toplantıları yapılmalıdır. İki yıllık süre içinde valilikler dışında çalışmaların ve sonuçlarının sadece bu sempozyumda kamuoyuna duyurulması dahi bu eksikliğin bir göstergesidir.

Diğer yandan, başta sivil toplum örgütleri ve meslek odaları olmak üzere ilgili tüm kurumlar ve örgütler bir proje denetçisi olarak davranmalı, aynı zamanda da projenin yaşadığı güçlüklerin aşılması için kendilerine düşen görevleri yerine getirmelidir.

Bölgesel plan bir umuttur; fakat zamana yayılacağı göz önüne alınarak, Trakya'nın özellikle suları ve topraklarındaki kirliliği azaltacak tüm önlemler derhal uygulamaya sokulmalıdır. Kirlilik sonuçlarını göstermeye başlamıştır; o artık sadece verimde azalma, ürünün kalitesinde kötüleşme ve bozulma, geleceğe yönelik bir hastalık riski demek değildir. Pehlivanköy'de olduğu gibi önemli bir yüzdesi kanserden ölen kentler, giderek daha fazla düşük yapan kadınlar anlamına da gelmektedir. Bu olguya neden olmak -hiç kimsenin şüphesi olmasın- "Afganistan'da çocuk bombalamak", "İkiz kulelerde masum insanları öldürmek" kadar insanlık dışıdır ve en az onlar kadar lanetlenmelidir.

Trakya'nın kentleri de bu tartışmalar içinde yollarını çizmekte; bölge planları, kent tasarım planları, kent nazım planları, imar planları v.b. planlar arasındaki ilişkileri kavramaktadır.



Trakya'nın kentleri bu tartışmalar içinde, kentlerinin işlevleri, potansiyelleri, zenginlikleri konusunda sistemli bir düşünme sürecine girmektedir.

Trakya'nın kentleri bu tartışmalar içinde, organize olmayı, kent yönetim mekanizmalarını netleştirmeyi, değişik kurumlar arasındaki ilişkilerin önemini kavramaktadır.

Trakya'nın kentleri bu tartışmalar içinde, aynı bölgenin birer parçası olarak, birbirleri ile ilişkilerini sistemleştirmekte, her birinin diğerinin aldığı karardan nasıl etkilendiği daha da açığa çıkmaktadır.

Tüm yerel yönetim mekanizmaları gibi, Trakya'daki yerel yönetim birimleri de, sorumlulukları ile yetkilerini uyumlulaştıran, kaynak problemlerini çözen, inisiyatiflerini kullanmalarını sağlayan, karar alma süreçlerini kısaltan ve meslek örgütleri ile sivil toplum örgütlerini de karar alma süreçlerine katan bir Yerel Yönetimler Yasası talep etmektedirler. Trakya'da Kentleşme ve Yerel Yönetimler Sempozyumu bir son değil, Kentler ve Kent Yönetim Modelleri üzerine Trakya'da kapsamlı bir düşünme ve etkinlik sürecinin başlangıcı olarak değerlendirilmelidir ve bizce bu misyonu yerine getirmiştir.

Saygılarımızla

TMMOB MAKİNA MÜHENDİSLERİ ODASI





TRAKYA’DA SANAYİLEŞME VE ÇEVRE SEMPOZYUMU IV

SONUÇ BİLDİRGESİ

Trakya’da Sanayileşme ve Çevre Sempozyumlarından IV.’sü 14 -15 Ekim 2005 tarihlerinde Edirne’de gerçekleştirilmiştir.

Sempozyumda, uzmanlarımız, bilim insanlarımız, aydınlarımız tarafından 13 oturumda 44 bildiri sunulmuş; bu bildirilerin tümü, Trakya’nın dünü, bugünü ve yarını üzerine, on yıllık bir süre içinde gerçekleştirilen Trakya’da Sanayileşme Ve Çevre (1995 - Çorlu, 1997 - Kırklareli, 1999 - Edirne), Trakya’da Kentleşme Ve Yerel Yönetimler (2001- Edirne) Sempozyumlarına sunulan bildiriler arasında son derece değerli yerlerini almışlardır.

Sempozyumun hazırlık çalışmaları sırasında; 29 Mayıs 2005 tarihinde Edirne’de, 9 Temmuz 2005 tarihinde Tekirdağ’da, 17 Eylül 2005 tarihinde Kırklareli’nde ve 24 Eylül 2005 tarihinde Çorlu’da “ergene havzası çevre düzeni planı, uygulamada karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri” konulu dört panel düzenlenerek varolan planın tanıtımı ve tartışılması amaçlanmıştır.

Sempozyum sırasında da “Sanayileşme ve Çevre Sempozyumları ile Yaşanan Süreç, Ulaşılan Sonuçlar ve IV. Sempozyum ile Amaçlanan Hedefler” başlıklı bir açılış sunumu yapılmış, birinci günün sonunda; “Ergene Havzası Çevre Düzeni Planı ve Bölgesel Plan” başlıklı bir panel, ikinci günün sonunda ise bir foruma dönüşen ve “Bölgesel Stratejik Plan ve Trakya'nın Geleceği” başlığını taşıyan bir panel düzenlenmiştir.

Bütün bu etkinlikler sonucunda yapılan ilk saptama açıkça şudur: Trakya’nın tüm kesimleri ve Makina Mühendisleri Odası; Trakya’nın sorunlarının çözümünün ve bölgenin sağlıklı bir geleceğinin sağlanmasının temel güvencesi olarak Trakya Bölgesel Planı’nı görmektedirler Bu nedenle Trakya’nın ekolojik dengelerinin bozulmadan kalkınmasını isteyenler umutlarını ve çabalarını bu bölgesel planın yapılmasına ve uygulanmasına bağlamışlardır.

Gerçekten bu saptama ve talep; ne sadece Makina Mühendisleri Odası’nın ve giderek kalıcı bir kurula dönüşen sempozyum Danışmanlar Kurulu’nun öznel, kendisi ile sınırlı bir saptaması ve talebidir, ne de sempozyumlar bu sorun ve çözümlerin tartışıldığı biricik platformlardır.

Son on yıllık zaman diliminde, aynı sorunu ve çözüm yollarını tartışmak üzere bakanlıklar ve valilikler, belediyeler, gönüllü kuruluşlar yada meslek odaları tarafından onlarca yerel etkinlik yapılmıştır. Sempozyum Danışmanlar Kurullarına katılan kişi sayısı ise, bildiri ile ve bildirisiz pek çoğu birden fazla olmak üzere 200’ü geçmiştir. Özellikle dördüncü sempozyumu destekleyen kuruluşların listesi, süreçle ilgili birçok kuruluşu içermektedir.

İlk sempozyum kararının alındığı 1994 yılından bugüne kadar yaşanan sürece merkezî yönetimin yerel temsilcileri ve üniversite açısından yaklaşıldığında; 21 Şubat 1997’de Edirne’de “Trakya Bölgesi Valileri Toplantısı” düzenlenmiş ve toplantı sonucunda çözüm önerileri ve tespitler 26 başlık altında derlenmiştir. Ayrıca 12 Şubat 1999’da Tekirdağ’da Trakya Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nde “Trakya Çevre Sorunları ve Çözüm Önerileri” paneli düzenlenmiş ve sonuçları 18 maddelik bildiri halinde yayınlanmıştır.

Yaşanan bu süreçte, hangi partiden olursa olsun hemen hemen tüm Trakya Milletvekilleri, soruna ve önerilere değişik dönem, düzey ve kapsamda olsa bile sahip çıkmışlar; özellikle 1997 yılı sonrasında sorunu Meclis gündemine taşıyıp gerekli kararları dö

Geri